s
s
s
s
s
s

El contenido de esta página requiere una versión más reciente de Adobe Flash Player.

Obtener Adobe Flash Player

Hilal Karahan
Nacionalidad:
Turquía
E-mail:
Biografia
YRYŞ

neredeyse geceydi, yrd yzn yaşlı ev. gcn
kmsemişti yorgunluktan, yolun kuytusunda kudurmuş
otlar. her şehre aynı sokaktan girerdi yabancılar. henz
saını sarıyorken deniz, bu hırlayan, hıncahın gkyz myd
ayın damarlarını suya sallayan? yzeyde bırakıp yağlı algıları,
boz-bulanık, zamanın ve mekanın bu eriyiğinden sapsız
bir acıydı dibe ken, yapayalnız hl vakit vardı,
hi kimseye duyurmadan, usulca ve ok saklı yrd
şakaklarına, pervazda sallanan acaba kim bir anlam.

kum saati unutuyordu incelikle seni seviyordum anlarını
:yeni yıkanmış bir sabah, gitme daha erken bir akşam.
kocası şehre gelmiş kadınların soluğu itinayla soğuyordu
tabakta yarım bırakılmış n sevişme, oksitlenmiş dudak izleri,
ıslak, ağrılı giyilmiş bol kazak, ilginin zerinde sndrlmş
salem light, saygıyla plmş parmak uları, kaak
bakışları saklamış saksıdaki atlak: bir aileye ait olmanın,
kirpiğin altına yerleştirdiği gvenli, sorumlu boşluktan,
fark edildike gizlenmiş tutku,
naftalinleyip ellerini ekmecelere sermiş.

cama dokundu mu kırık bu rzgar?

koridorda kan lekeleri.

THE WALK

it was nearly night, the old house walked along its face.
due to tiredness, the hidden, raging grass looked down on its power
near the path. foreigners enter each city through the same gate.
yet the sea has making her hair, is this thunderous, full sky
that threw the vessels of the moon into the water? leaving the oily,
unclear senses on the surface, a sessile pain went down alone
in the solution of time and place... still there was time,
heard by anyone, walked slowly and secretly a who is meaning
swinging on the cornice to the temples of the head.

the sand clock has forgotten kindly the moments
of I have been loving you: a recently washed up morning,
an evening of still early please dont go. the breath of women
whose husbands returned to the city has getting cool carefully:
making love left half in the plate, rusted lip prints, wet, worn painfully
large sweeter, putting out salem light cigarette on an attention,
the crack in the pot has hidden the fugitive glance with respect to
fingertips to kiss: belonging to a family placed a safe and responsible
space under the lash; as it is noticed, the hands of the concealed passion
are laid with naphthaline on the drawers.

did this broken wind touch the window?

blood stains in the hallway.
YALNIZLIK-ZGRLK SARMALI ZERİNE BEŞ KURAM

1/
yalnızlığa mahkum olur
zgrlkte sınanan

2/
yalnızlığın dğmnden
zgrlğ zme abası
dşnce tarihi

3/
insan, maddenin yalnız hali

teniyle rengi arasıdır yalnızlığı
gzlerine drp ocukluğuna kaldırır

4/
zgrlk
zgrn efendisi

5/
tuğlamız yalnızlık
yaşam duvar ustası
zgrlk karıyor harcımızı

FIVE THEORIES ON LONELINESS-FREEDOM SPIRAL

1/
tested by freedom
is doomed to loneliness

2/
a struggle to solve freedom
from the knot of loneliness
is thought history

3/
human, alone state of matter

among skin and colour is loneliness
kept in the eyes to hide into childhood

4/
freedom
is the lord of free

5/
our brick is loneliness
life is a mason
freedom is grouting our wall

SUYUN KŞELERİ

henz kapıdan ıkmadan zledim sizi
oysa kibar bir hkmd yokluğunuz
şakaklarımdan taşlar kırılıyordu
gn balkon ipinde sallanıyordu
dşt dşecekti ağır bir anlam cayır
cayır arıyordum ellerinizi

sizi tanıdığım akşamdı sevdiğim ilk
ip cambazının zarafetiyle oturuyorduk
suskunluğunuz, sarhoşluğum ve srdğmz glgeler
yalnızlığa meyilli satran tahtasından
durup durup gl kırıyordunuz
yznzle teniniz arasında
sıkışmış bir liman

yazılsa nesneye ve mekana dnşebilirdi
sizi sevdiğim zamanlar
susmak keskin bir ifade biimiydi
ibadet eder gibi byttm
mezar toprağında ulu bir ınar
acıyla terbiye olmaktı acının tek erdemi

l denizatları biriktirdim suyun kşelerinde

CORNERS OF WATER

i missed you even before leaving
a polite verdict was your absence
from my temples stones breaking
at balcony rope the day swinging
a strong sense would fall down
furiously looking for your hands

i loved you at first night we met
your quiteness, my drunkenness
and our shadows, sitting altogether
with grace of a ropewalker
time to time breaking roses
from a chessboard
inclined to loneliness
between your skin and face
a harbour pressed

if time of love was written
could be a place or an object
silence was a sharp expression
as if praying
a huge plane tree
grew on the grave land
the sole virtue of the pain was discipline

i collected dead seahorses
in the corners of water




1/
ağız bir damla su
dil snger

2/
eğildim, bir ınarın gvdesini ptm
grltyle indirdi gzlerini
yaşamın zldğ iki dğm

ağzımda izi
srlmş toprak
sesimi hkm gibi taşıyorum

THE KISS

1/
mouth is a drop of water
tongue is a sponge

2/

i bended to kiss the bole of a plane tree
he loudly lowered his eyes
two knots, life is untied

his trace in my mouth
is a plowed ground
carrying my sound as a conclusion

YAZ YAĞMURU

dnebileceği bir yer arıyordu
hangi şehre gitse yabancı
trende unutulmuş şemsiye
yan koltuktakiyle iki kelime
bilmiyordu ki nereye gitse
kendini de yanında taşıyordu

fena ksmşt limanlar
gzlerini yakıyordu ateşiyle
kavrulduğu masallar
dnebileceği bir yer arıyordu
dnşlerdi gerek yolculuklar
bilmiyordu ki aramak
ve gitmekti ykml olduğu
sınırlarından taşıyordu

abuk toplamalıydı ellerini
zaman kımıldanıyordu
bir illzyondu, dklyordu bedeni
anlamı gizliyordu
biliyordu ki anlaşılmak
en byk tehlikeydi
yreğini elinde tutuyordu

SUMMER RAIN

looking for a place to go back
became a stranger wherever it went
an umbrella left in the train
few words spoken to side seat
yet it didnt know wherever to go
carrying itself within

the harbours sulked so much that
eyes burnt by the fire
of the fairy tales it believed
looking for a place to go back
real journeys were returnings
yet it didnt know that it was to seek
and go overflowing boundaries

it had to rush to collect its hands
time was moving
it was an illusion, a pouring
body to obscure the meaning
yet it knew that to be understood
was the most dangerous thing
holding its heart in the hand

KİRALIK KALEMİN ŞİİRİ

ben kiralık kalem buradayım
yazdığımdan ğrenirim yaşadığımı
bu kurşun, bu nereden girmiş niyazi sayın sandığı
ısırıklarla abanır kapağıma karıcığım bir yaşam

acıkıp dişlerim her sz sylemediğiniz
iin ğrenemediğiniz yerinize gtrr ateş
yakar sahilde şiiriniz sahi şairsiniz siz
avcunun damarıyla emzirir ağzımı kapatan

ağrılmayan yolcuyum konuşmayız uyur uyanıp
kasırgaların oynaşıdır aklım bir de dalgınların
sanırım harfim sanırım insan ağlamaklı akşam akşam
aşk sanırım her atırtıyı kendime katlanırken

ben kiralık kurşun kalem

THE POEM OF A RENTAL PENCIL

here i am the rental pencil
from writing ive learnt what i live
this lead chest into how niyazi sayın* has entered
biting life, my dear wife leans against my cover

in hunger i nibble each word you havent said
so you havent learnt where the fire takes you,
that your poems burn on the beach, oh really you are a poet,
who closed my mouth, nursing me with the vessels of hand

i am a traveller who is not called, never speak sleepy and awake
mind is a play of hurricanes and absents
i might be a letter or a human weepy at evening
i think every crack to be love when i fold inside

here i am the rental pencil

PS: *niyazi sayın is a famous turkish ney player.

EXDUHUL

gsterin bana ağrınızı: tanrı gelmeyecek
bir daha. soğuksa, sabahsa bir pazar,
aradıkları mutlak kahve kokulu
bu mutfaktı. ayaktaydı adam, zorlanarak
kuyusundan ekiyordu koyu, amurlu sesini:
ne tuhaf, alışıyor insan acıya da.

sakin bir kasım kımıldıyordu dışarıda: otların
grltsnden rkyorlardı, korkun rkyorlardı
musluk damlasa, ayağı kaysa bir ekirgenin. ıldırmış
rzgrın kasıklarında atlıyordu a bıraktığı ağalar.
ne sylediğinden değil, nasıl sylediğinden etkileniyordu
kadın: konuşmuyordu da sanki sıcak bir somunu
ortadan ikiye ayırıyordu: eski aşklarıyla başka
bir yaşamı olabilir mi insanın? hadi, esirgeyin
tedirginliğinizi, yanıltın beni! korkuya
alışmıştı kadın geri dnemezdi.

uzun uzun topladı salarını:
yokken sevildiniz siz, hi olmadığınız kadar,
bilmeseniz gider miydiniz? eski kentlerini
dolaştı yznn ve merak etti: başlangıcı sonucundan
tanıdığımız yıllar mıydı? akreple yelkovanın terazisi
sanıyorduk dengeyi. belli bellisiz glmsedi,
ışıdı ocuk dişleri: delirdike ğrendim MU,
tahterevalliyi seviyordu zaman
ve ağrı hep ağır geldi.

kahveden bir yudum aldı ve incindi
bileklerinin duruşundan. hırsla dolayıp parmaklarını alnına,
gvende hissetti yeniden ve alıştığını ayrışmaya:
aşk bir ilişkinin neresidir MU?
algıların yuvarlanması, duyarlığın yumuşaması,
kesinliğin keskinleşmesi bir anda mı olur,
yoksa yavaş yavaş mı? kanın kıpırtısız
pıhtılaştığı geceyi itti: kekeme bir kentin
sokaklarında dolaşıyordu karanlık.
kalabalıktan korkup şmşt, kendini henz anlayan
birini giyinip oturdu adam. koluma dokunmuştunuz.
yan yana yryoruz sanıyordum oysa siz sessizce
gvdenize gmlyordunuz. sizi iimden
atabileceğim zamanlardı, ama
acıyı boşluktan daha ok seviyordum.

ses etmekten ekinerek
koydu fincanı tabağına. bir anda,
nereden ise masada bir rahatlık,
arkasına yaslandı: durmadan deri değiştirmenizden
hi şikayet etmiyordum, durup durup geri ekilmenizden
:en derin yalnızlıklar, en tutkulu aşklarda byr.
gitmeseydiniz nasıl ğrenirdim MU,
ii oyulan ağa hala yeşerirken,
kabuğu soyulan lr.

pencere pervazı ciğeri paralanarak
kere ksrd. muhtemelen yağmuru sevmiyordu
azaldığını duyan bulut. sıvazladı kaslarını
retinasıyla ve arzuyu anımsadı kadın;
anımsamak tuzunu ıplak kayalıktı,
vantuzunu aık ağzının. acıyı bilmekti acı veren.
telaşla, terkisinden tanıdık bir yz ıkardı:
yanıldım MU, grldm sandım.
anlamadığının ardını gremez ki insan.
yzne baksa, katıla katıla ağlayacaktı. ağlamadı:
sevseniz ne gl olurdum.

hi bıkmadan bir kuyunun taşını ryordu adam
:duymuyordu, uzağında duruyordu
szlerinin: hep saklayıp biriktirmeyi sevdiniz
saklanıp biriktiniz siz kimdiniz?
bacaklarını iskemlenin ayaklarına dayayıp
dizlerini birleştirdi, evindeydi nihayet,
ne eğildi: tanıyın artık beni, vakit grndğnden
de ge: fkenin lleri değişti.

kaygıyı grd kirpiklerinin altında dağ ky. kuyunun
stn rtmşt kklenen, tohuma durmuş sarmaşık.
oysa dili, o dişleri pşrken aslanağzı. ıslak
bir izin bysyle yanağına uzandı: buz
kesti avcunun sıcaklığı: ihtimaller niye acıtır ki?
fke, beklentiyi mi biler insanda?
ruhların sınanması mı aşk? kıyasıya baktı adam,
bir kadına, bir dışarıya: ka yeryznden
oluşabilir ki arzkre? Nereye gelsem,
kendimi de yanımda getirdim.
rahatsız ol varlığımdan.

aşağılara dşt yorulan
rzgr,kıyılmış yaprakların arasına. l bir gvdeyi
srklyordu karıncalar. gkyz hi durmadan
gidiyordu. koptu kopacaktı sağanak.

haberi olmadı otların.


DEATH ENTRANCE

show me your pain. the god wont come again.
if it was a cold sunday morning, what they look for
was a coffee smelling kitchen exactly.
the man was standing, drawing a dark,
muddy voice from its well hardly:
strange, people get used to pain, too.

a calm november was moving outside:
they were startled by the noise of grass, awfully
scared if a tap dripped or a grasshopper slipped.
hungry trees were cracking in the groin of the crazy wind.
she was impressed by his speech: he was speaking
as if dividing a loaf of hot bread into two:
can there be another life with old lovers?
come on, withhold your anxiety and mislead me
she got used to fright so couldnt turn back.

she gathered her hair slowly:
you were loved in your absence,
as strong as the duration of abstinence.
if you didnt know, would you go?
she walked around the old cities of her face
and was curious: were those years that
we knew the beginnings from their results?
the balance was supposed to be a scale
of the hands of the clock. smiling vaguely,
her childish teeth sparkled: i have learned MU,
as i am going mad: time has loved the flip-flop
and pain was always heavier.

sipping her coffee, she was uncomfortable
with posture of her wrists. she wrapped her fingers
to forehead ambitiously to feel safe again
and to have accommodation for dissociation:
where is love in a relation, MU?
do perception rolling, sensitivity softening,
certainty sharpening occur suddenly or slowly?
she pushed back that night of coagulation
in her blood: the darkness was walking in the roads
of a stammering town. you were afraid of the crowd...
the man felt cold and sat down wearing a new
self percipience. ...and touched my arm.
we were supposed to walk side by side,
instead, you were silently buried inside.
it was a time that i could rip off you from my heart,
but i was loving pain more than its space.

putting down the cup very carefully
not to make any sound, she leaned back
with a sudden relief at the table:
i didnt complain about your sloughing off
or withdrawing inside so often:
the deepest loneliness grows
in the most passionate loves.
if you didnt abandon me,
how could i learn MU,
a carved tree still lives
while the barked one dies.

the ledge has coughed severely three times.
the reduced cloud probably didnt love the rain.
recalling desires, the woman ogled his muscles
with her retina; it was a bare rock to remember
his open, sucking and salty mouth:
predicting pain was excruciating.
so she took a familiar face from her pillion:
i was wrong MU to assume to be seen.
no one can see through what is misunderstood.
if the man stared at her, she would slimily cry.
she didnt cry: if you loved me,
i would be how strong.

the man was building the cornerstone of a well:
he didnt hear, as if far away from his words:
you have saved and collected all things,
you have been hidden and accumulated;
who were you? putting his feet on the legs
of the chair, he adducted his knees to be at home,
and leaned forward: recognize me,
time is later than what it seems to be:
anger has changed the dimensions.

anxiety was a mountain village under her eyelashes.
an ivy has covered the mouth of the well with
its root and seeds. yet her tongue and teeth
are a snapdragon during kissing. he wanted
to touch her cheek with a magic of a wet sign:
the heat of his hand turned to ice: why
do probabilities sting us, does anger sharpen
expectation? is love a test for our spirits?
he stared at her and then outside:
how many worlds can be in an earth?
i always brought myself wherever I came.
be disturbed by my presence.

the tired wind has fallen down
along minced leaves. a death body
was being dragged by the ants.
the sky was going continuously.
a downpour would start.

the grass didnt notice it.

Hilal KARAHAN
1977 Gaziantep doğumludur. 1988de Ktahya Tavşanlı İstiklal İlkokulunu, 1995te Balıkesir Sırrı Yırcalı Anadolu Lisesini, 2001de Ankara Hacettepe İngilizce Tıp Fakltesini bitirdi. 2006da Ankara Başkent niversitesi Tıp Fakltesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalından uzmanlığını aldı.

İlkokuldan bu yana metinleri eşitli yerel dergi ve gazetelerde yayımlanmış ve eşitli dller almış olsa da, profesyonel anlamda 2000 yılından beri şiir, yk ve poetika zerine yazıları eşitli edebiyat dergilerinde yer aldı.

Mustafa BEYHAN ile evlidir. Duru BEYHAN ve Ali Bilgin BEYHANın annesidir. Halen ailesiyle birlikte, Karadeniz Ereğlide yaşamakta ve kadın hastalıkları-doğum uzmanı olarak alışmaktadır.

Şiir Kitapları:

İ SZLK BİR GNN ZETİ [1. Basım, Şubat 2003, KL yayınları, Ankara]

TEPENİN NNDE [1. Basım, Mayıs 2003, KL yayınları, Ankara
İlk kitap bu kitabın son blm olarak yeniden basılmıştır]

GİZ VE SİS [1. Basım, Kasım 2004, KL yayınları, Ankara
Bu kitabın dosyası 2004 Yaşar Nabi Nayır Şiir Yarışmasında
dikkate değer bulunmuştur]

İletişim:

hilalkarahan@yahoo.com
http://hilalkarahan.blogspot.com

AUTOBIOGRAPHY OF HİLAL KARAHAN
Hilal Karahan was born in 04.01.1977, at Gaziantep, Turkey.
She has graduated from Kutahya Tavsanli Istiklal Elementary School in 1988, Balikesir Sirri Yircali Anatolian High School in 1995, Ankara Hacettepe University Medical School in 2001 and Ankara Baskent University Medical School, Obstetrics and Gynecology Residency in 2006. She is a medical doktor and working as obstetrics and gynecology specialist. She is married and has two children. She is living with her family in Karadeniz Eregli, Zonguldak, TURKEY.

Although she has been writing since elementary school, her professional poems, stories, articles about poetry have been published since 2000.
She was one of the editors of CAMCAK Culture and Literature Magazine, published in Ankara Hacettepe University during 2000-2002 and ETKEN Poem Magazine, published in Alanya during 2003-2004. She has also written in various poetry-culture-literature magazines such as Varlik, Kul, Kul-Oyku, Etken, Le Pote Travaille, Islik, Ucra, Bahce, Kum, Uc Nokta, Mavi Ada, Bilincaltindan Notlar, Duse-Yazma, Siiri Ozluyorum, Kuzey Yildizi... etc.

POEM BOOKS:

SELF DICTIONARY-SUMMARY OF ONE DAY, Fabruary 2003, Kul publications, Ankara, Turkey

IN FRONT OF THE HILL, May 2003, Kul publications, Ankara, Turkey [First book is republished as a last chapter in this second book]

SECRET AND MIST, November 2004, Kul publications, Ankara, Turkey [Its folder is found as remarkable in 2004 Yasar Nabi Nayir Poem Election]

COMMUNICATION:

http://hilalkarahan.blogspot.com

hilalkarahan@yahoo.com

 

Desarrollado por: Asesorias Web
s
s
s
s
s
s